Afyon Zafer İzci Ocağı

İzcilik ve Toplum

İzcilik ve Toplum

    Toplum hizmeti, izcilik programını önemli bir parçasıdır. Biz bir toplum içinde yaşıyoruz, yaşamak durumundayız. Toplumla barışık olmamız yaşamın mutlu olması bakımından oldukça önem taşır. İzcilik hareketi kişiyi bölgesinin, ulusunun ve uluslararası toplumun yararlı bir üyesi konumuna yükselterek bu amaçla da onu fiziksel, zihinsel, sosyal ve ruhsal yönlerden topyekun geliştirmeye katkı sağlamak amacındadır. İzciliğin de katkısı ile yetişen genç, çalışmasının bir parçası olarak topluluğun kalkınmasına ve gelişmesin katkı ağlar. Bu katkıyı sağlamak için önce kendisinin ve toplun ne olduğunun farkına varır. Bu hizmet için ne tür sorumluluklar yükleneceğini belirler ve uygun etkinlikleri gerçekleştiriri. Bu hizmeti yaparken; geçici çözümler yerine kalıcı hizmetlere öncelik verir. Kısaca, balık yemeyi ya da vermeyi değil balık tutmayı öğretmeyi tercih eder.

İyi hizmet götürmek için toplumla barışık olmanın önemini vurgulamıştık. Bu bağlamda; çeşitli izcilik etkinliklerinde toplumun katkısının, desteğinin alınmasının, hizmeti nitelik ve nicelik bakımından olumlu etkileyeceğini söylemek yararlı olacaktır.

Toplum hizmeti konusunda izcilik hareketi ulusal ve uluslararası düzeyde önemli çalışmalar yapılmıştır. Gelişmiş ülkelerin geri kalmış izcilik teşkilatlarına yardım, jamborelere maddi imkânsızlık yüzünden katılamayan teşkilatlara diğer bazı teşkilatlar yardımcı olmuştur.

Sakarya izcileri tsunami felaketinde mağdur olanların yardımına koşmak amacıyla  “Bir ekmek de benden” adlı kampanya sonuçlanmak üzeredir. İzcilerimiz kendi ünitelerinin çevrelerinde kapı kapı dolaşarak büyük destek görmektedir. Bu ilgiden dolayı Sakarya halkına müteşekkiriz. Deprem acısını en iyi biz anlarız felsefesiyle hareket etmekteyiz.

Ocak başılar unutmayın! Topluluk hizmeti, programımızın önemli bir parçasıdır. Bunu görmezlikten gelemezsiniz. Sizin toplum, toplumunda size ihtiyacı vardır. Toplumumuzun öncüleri olmaya talip olunuz. Sorumluluk almaktan kaçınmayınız.

 DİN VE AHLAK

İzciliğin amaçlarından biri gençleri topluma hayırlı ve faydalı birer fert olarak yetiştirmektir. Bu amaç doğrultusunda gençlerin manevi ve ahlaki gelişimleri büyük önem arz etmektedir. Manevi ve ahlaki değerlerden yoksun bir toplumun çağdaşlaşabilmesi mümkün değildir.

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'e göre de bir milletin hayatında din, dil, sanat, ahlak, hukuk, iktisat ve ilmin çok önemi vardır. Bunlara önem vermeyen ülkenin yükselmesi düşünülemez. 

Atatürk " Hiç bir millet yoktur ki ahlak esaslarına dayanmadan yükselsin." ve "Camilerin kutsal minberleri, halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklarıdır." demiştir. Bir inanca aşırı bağlanmak, diğer inanç ve ahlak değerlerine karşı çıkarak kin beslemek taassupluk yani bağnazlıktır ve izcilik felsefesiyle bağdaşmaz.

 DİN
             İzcilik andının ilk kelimesi bildiğimiz gibi "Tanrıya" diye başlamakta ve "Tanrıya, vatanıma karşı vazifelerimi yerine getireceğime… And içerim" diye tamamlanmaktadır. Bu giriş uluslararası bütün izci antlarında mevcuttur. İzciler bu nedenle mensup olduğu dinin gereklerini izcilik yaşamları boyunca yerine getirirler.

 And ve türenin açıklamaları sırasında da gördüğümüz gibi izcilik uluslararası bir hareket olan izcilik din ve ırk ayrımı gözetmez. Her izci bir dinin mensubudur. Her ırk ve dinden izciler bu hareketin birer üyesidir. Hiç bir izci dini görüş ve ibadetinden dolayı kınanamaz ve hiç bir izci din konularında zorlanamaz.
            

İzciler yemek öncesinde dua ederler ve buldukları yiyecekler için şükrederler. Toplantı sonunda liderler izcileri kısa bir süre iyi dilek duygularıyla baş başa kaldıklarında kendi içlerinden dualarını okurlar ve kendisi, ailesi, vatanı ve insanlık adına tanrıdan iyi dilekte bulunurlar.

Din kuralları yaratıcı olan Tanrı tarafından konulan, peygamberler aracılığıyla insanlara bildirilen, akıl sahiplerini kendi istekleriyle iyiliklere yönlendirerek dünyada ve ahirette mutluluğa ulaştırmayı amaçlayan ilahi kurallar bütünüdür.

Yüce bir kudrete inanma ve ibadet etme eğilimi insanın yaradılışından kaynaklanmaktadır.

İnsanlık tarihi incelendiğinde , yeryüzünde geçmişte yaşanmış ve halen yaşanmakta olan pek çok din olduğu anlaşılır. Dinler genellikle kurucuları mensupları, nitelik ve içeriklerini yansıtan isimlerle anılırlar. Halen yeryüzünde mensubu bulunan belli başlı dinler şunlardır. İslamiyet, Hıristiyanlık, Yahudilik, Budizm, Hinduizm, Sihizm,Taoizm, Konfüçyüsçülük.

Yaşayan ilahi dinlerin ilki olan Yahudilik; Hz. Musa tarafından bildirildiğinden Musevilik de denilmektedir. Yahudi kelimesi Hz. Yakub'un oğullarından Yahuda'nın soyundan gelenlere verilen addır. Yahudilere ayrıca Hz.Yakub'un lakabı olan "İsrail" den dolayı İsrailoğulları da denilir. Bugün yeryüzünde 20 milyona yakın Yahudi vardır. Yahudiliğin kutsal kitabı Tevrat’tır. Musevilikte ibadet evlerde de yapılmakla birlikte "Havra" da denilen "sinagog"larda yapılır. Günlük ibadetleri üç kez yapılan duadan ibarettir. Haftalık ibadetleri Cumartesi günleri sinagogda topluca yapılır. Cumartesi günleri ateş yakmak, çalışmak, taşıt kullanmak gibi işler yasak olup ibadet ve dinlenmeye ayrılmıştır. Ay takvimine göre kutlanan sekiz dini bayramları vardır. Sinagog da resim ve heykel bulundurmazlar. Sinagog'a kadınlar başını örterek, erkeklerde "kipa" denilen takkeye benzer bir başlık takarak girerler. Yahudiler domuz eti yemezler.

Yaşayan ilahi dinlerin ikincisi Hıristiyanlıktır. Hıristiyanlık Hz. İsa tarafından bildirilmiş ve kutsal kitabı "İncil"dir. Hıristiyan kelimesi Hz.İsa mesihe bağlı demektir. Hz. İsa Filistin'deki Nasıra kasabasında Hz.Meryem tarafından bir mucize olarak babasız dünyaya getirildi. Kavmi önce bu durumu kınadı , ancak bebek Hz.İsa kendisinin Tanrının kulu ve elçisi olduğunu, Allah'ın kendisine kitap vereceğini söyledi. Hz.İsa ya Tanrı tarafından " İncil" verildi. Yahudiler birçok mucize yaratmasına rağmen Hz.İsa'ya inanmadılar. Hz.İsa'ya yalnızca havariler denen on kişi inandı. Hz.İsa çarmıha gerildi. Hıristiyanlığı havariler yaydılar. Bu ayrılma sırasında farklı görüşte kiliseler oluştu ve başta Katolik, Ortodoks, Protestan olmak üzere birçok mezhepler oluştu. Dünya nüfusunun beşte biri Hıristiyan'dır. İbadetlerini "papaz" ya da "rahip" denen din görevlileri başkanlığında "kilise" de yaparlar. Kutsal sembolleri "haç"tır ve ibadetlere çağrı "çan"la yapılır. Günlük ibadetler sabah ve akşam iki kez İncil'den bölümler okunarak yapılır. Haftalık ibadetleri Hz. İsa'nın diriliş günü olduğuna inanılan Pazar günleri mutlaka kilisede yapılır. Yıllık ibadetler güneş yılı takvimine göre yapılan; Noel (24/25 Aralık), Paskalya, Haç Yortusu, Meryem Ana Günü ibadetleridir.

Yaşayan ilahi dinlerin üçüncüsü ve sonuncusu olan İslamiyet; Allah tarafından Hz. Muhammed (S.A.V.) tarafından kırk yaşındayken bildirilmiştir. İslamiyet’in peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.) ve kutsal kitabı Kuran'dır. Hz. Muhammed son peygamberdir. Kuranı Kerim önceki kutsal kitapları doğruladığı gibi onların hükümlerini geliştirerek tamamlamıştır. İslam inancına göre ; Allah'tan başka tanrı yoktur, hiç bir şey ona ortak koşulamaz ve ondan başkasına ibadet edilemez. İslam dinine göre ergenlik çağına gelmiş insan yaptıklarından sorumludur. Müslümanlığı ilk olarak Hz. Muhammed’in eşi Hz. Hatice kabul etmiştir. Hz. Muhammed'in amcasının oğlu Hz. Ali'de Müslümanlığı ilk kabul edenlerdendir. Hz. Muhammed kızı Fatma'yı Hz. Ali ile evlendirdi. Diğer çocukları Hz. Muhammed ölmeden öldüler. İslamiyet yedinci yüzyıldan itibaren büyük bir hızla yayıldı ve Türklerde Müslümanlığı kabul ettiler. Halen başta Ortadoğu olmak üzere Asya, Afrika ve Avrupa da 1,5 milyar Müslüman yaşamaktadır. Müslümanlar ibadetlerini evlerde veya camilerde yaparlar. Günde beş vakit namaz kılınır. Cuma günü kutsal olup topluca camilerde ibadet edilir. Camilerde ibadetleri imamlar yönlendirir. Varlıklı Müslümanlar her yıl malının kırkta birini zekat olarak fakirlere dağıtarak toplumun sosyal ihtiyaçlarına katlıda bulunurlar. Ayrıca gücü yetenler ömürlerinde bir kez kutsal toprakları ziyaret ederek hac yaparlar. Milyonlarca insan Kabe’de (Allah’ın evinde) buluşur, tavaf ibadeti yaparlar. Yıllık ibadet olarak Ramazan ayında 30 gün oruç tutarak ve Kurban bayramlarında fakirlere kestikleri kurbanların üçte birini dağıtarak da ibadet ederler.

 İlahi dinlerin ortak yanı hepsinin Tanrı tarafından peygamberler aracılığıyla gönderilmesidir. Bu dinlerde ibadet ve ahlak açısından birçok ortak yön vardır. Örneğin hepsinde, Tanrı, melek, kutsal kitap, peygamber, ahiret ve kader inancı gibi ortak inançlar bulunur. İbadet, Nikâh, Tövbe, İbadete çağrı gibi şekilsel ortaklıklar vardır. Bütün ilahi dinlere göre il insan Hz. Âdem’dir. İlahi dinlerde bazı davranışlara verilen ahlaki değerler çoğunlukla aynıdır. Örneğin doğruluk, hoşgörülü olmak, alçak gönüllülük, şefkatli ve merhametli olmak , büyükleri saymak, küçükleri korumak bütün ilahi dinlerde bir erdem olarak görünür. Bu dinlere göre insan, Tanrı'nın yaratığı en üstün varlıktır. İnsan akıl ve iradesiyle diğer varlıklardan üstün kılınmıştır.

 AHLAK
             İzci olurken "kendimi ……ahlakça dürüst tutmak için elimden geleni yapacağıma şerefim üzerine and içerim" diye söz veriyoruz. Nedir bu ahlak? Bu kadar önemli mi?

 Ahlak kelime olarak; güzel huylar, iyi nitelikler ve iyi davranışlar olarak tanımlanır. Tanım olarak ise; Ahlak , insanın iyi veya kötü olarak nitelendirilmesine yol açan manevi özellikleri, huyları ve bunların etkisiyle ortaya koyduğu iradeli davranışların bütünüdür. Ahlak insanın iyi ve kötü huyları sebebiyle kendi isteği ve iradesiyle gerçekleştirdiği davranışlar bütünüdür.

İnsan yaradılışı gereği bir toplum içinde yaşamak ve işbirliği yapmak zorundadır. Bu nedende toplumda güzel davranışlara yönlendirebilecek kuralların olması gereklidir. Ahlak kuralları insanlara iyilik yapmayı ve kötülüklerden kaçınmayı öğütleyen kurallardır. Toplumun koyduğu kurallara uyan ve toplumu mutlu edecek davranışları sergileyen insanlar toplumda sevilir, sayılır, lider olarak görülür ve onure edilir.

Din ve ahlak, toplu yaşayışın zorunlu kıldığı görev ve sorumlulukları belirleyen, insanların birbirlerine karşı davranış biçimlerini belirleyen kurallar koyarlar. Din ve ahlak kuralları arasında büyük bir benzerlik vardır. Her ikisi de doğru ile yanlışın, iyi ve kötünün, adaletin, bencilliğin tanımlarını çok benzer olarak yaparlar. Kurallar arasında benzerlik olmakla birlikte yerine getirmeme konusunda yaptırımları farklıdır. Ahlak kuralların uygulanmasını kişinin vicdanına bırakır.

Hem ülkemizdeki uluslararası kamplarda, hem de yurtdışına gittiğinizde yabancı kamplarda farklı dinlerden izcilerle beraber olacaksınız. İzciler bu tür kamplarda; bu dini ve manevi bilgiler ışığında hem kendi inançlarının gereklerini yerine getirecek, hem de başkalarını dini nedenlerle kınamayacak, ibadet şekillerine ve farklı dini adetlerine saygı gösterecektir.

Bugün 1 ziyaretçi (20 klik) buradaydı
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=